Erdal Yoldaştan..

"Bugün devrimcileri ve onların bir parçası olan beni aldığınız emirlere uygun olarak yargılayabilir ve ölüm cezası verebilirsiniz. Fakat bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir."

  • Post 1
  • Post 2
  • Post 3

Yazılar

★ Hayatı ve Mücadelesi

10 Şubat 2011 Perşembe 0 yorum
Türkiye'de 1980 öncesi dönem, devrimci mücadelenin en yoğun olarak yaşandığı dönemdi. Yüzbinler, kendini bu mücadelenin içinde bulmuş, her yerde çatışmalar, direnişler, eylemler birbirini izlemiştir. Toplumun devrimci ve karşı-devrimci olmak üzere iki kutba ayrılması zaten bunun en güzel örneğidir. Yükselen bu mücadele, sistemi iyiden iyiye tehdit eder hale gelmeye başladığındandır ki, başta o dönemin gençleri olmak üzere devrimci unsurları, sistemin teröründen büyük oranda etkilendiler. Evler basıldı, işkencede yüzlerce insan katledildi, sakat bırakıldı, resmi ve sivil faşist güçlerce binlerce insan sokak ortasında, mitinglerde, eylemlerde öldürüldü. Erdal Eren de 1980 öncesi Türkiye'sinin devrimci mücadelesinde yer alan yüzbinlerce gençten birisiydi. O da, halkın iktidarını kurması, azınlığın diktatörlüğüne son verilmesi, bağımsız, sosyalist bir ülke kurulması için savaşanlardandı...
Erdal Eren' in de içinde bulunduğu bir eylem esnasında Zekeri'ya Önge adında bir askerin ölmesi üzerine Erdal Eren tutuklandı. Askeri Mahkeme, onu, eyleme müdahale eden askeri öldürmekten suçlu buldu. O, mahkemede, aynı Denizler gibi hiç taviz vermedi, eğilmedi... Askeri kendisinin öldürmediğini söyledi. Gerçekten de öyleydi. Askeri öldüren mermi, bir tüfek mermisiydi. Oysa, Erdal Eren' in üzerinde sadece tabanca vardı. Dahası, eylemcilerin hiçbirinin üzerinde tüfek yoktu. Askerler, eylemcilere ateş açtıklarında, kendi tüfeklerinden seken bir mermi, bir ere isabet edip onu öldürmüştü. Tüm kriminal incelemeler, bilimsel çalışmalar, bunu gösteriyordu.Egemenler, askeri Erdal Eren' in öldürdüğüne dair hiçbir kanıt bulamadılar...
Ancak, faşist düzen için, gerçek suçlu ya da hak edilen ceza hiçbir zaman önemli değildir. Öyle de oldu.. Suçu işleyen Erdal olmamasına rağmen, 2 Şubat-19 Mart tarihleri arasında yapılan "jet yargılama" ile idam cezası verildi, kalem kırıldı... Devlet, Denizlerden sonra yine taammüden cinayet işleyecekti... Ancak ortada bir sorun daha vardı. Erdal, daha 17 yaşındaydı. 18 yaşından küçük birisine idam cezasının verilmesi burjuva yasalara göre mümkün değildir. Ancak oligarşi, bunun da çaresini buldu. Nasıl olsa birisi asılmalıydı. Ne yapılıp edilip halkın, devrimcilerin gözü korkutulmalıydı. Ve nihayet, Erdal' ın 17 olan yaşı, mahkeme kararıyla büyültüldü ve idamın önündeki son engel de kaldırılmış oldu.. Artık her şey yasalara "uygundu"... 13 Aralık günü de Eren, idam edildi. İdama giderken de ideolojisini haykırmaktan asla vazgeçmedi. Dönemin faşist zihniyetinin bir yansıması olarak işlemediği bir suçtan dolayı, tamamiyle sindirme, ezme, korkutma politikalarının bir sonucu olarak, 17 yaşında bir komünistin idamı, dünya tarihinde yerini Erdal' ın mahkemede söylediği şu sözlerle almıştır: "Bir gün, mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir!" Genç komünist Erdal Eren

Sadece Türkiye tarihine değil, dünya tarihine de kara bir leke olarak geçen 12 Eylül askeri cuntası, 17 yaşında idam sehpasına yolladığı Erdal Eren adıyla da lanetlenmeye devam ediliyor. Erdal Eren;i idam sehpasına kadar götüren süreç, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan Suner;in, 30 Ocak 1980;de katledilmesiyle başladı. Ankara;nın Yukarı Ayrancı semtinde yazılama yapan Sinan Suner, MHP;li Bakan Cengiz Gökçek;in koruması Süleyman Ezendemir;in kurşunlarıyla öldürüldü. Suner;i vurmakla yetinmeyen Ezendemir, arabaya aldığı Suner;i başkent sokaklarında dolaştırdı, işkence etti. Öldüğüne emin olunca da hastane kapısına attı Suner;in cesedini. Olayın duyulmasının ardından, 2 Şubat 1980de Sinan Suner;in öldürüldüğü yerde protesto gösterisi yapıldı. Gösteriye müdahale eden askerlerle göstericiler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, Erdal Eren;le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge;yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. 2 Şubat da gözaltına alınan Erdal Eren, tarihin en hızlı yargılamasının ardından, 19 Mart 1980;de idama mahkum edildi. Henüz 17 yaşındaydı Erdal Eren. Ne yaşına bakıldı, ne avukatlarının sunduğu delil ve tanıklara. Dünyanın dört bir tarafında idama karşı tepkiler yükseldi, imzalar toplandı. Ancak karar mahkeme öncesinden verildiğinden, yargıçlara sadece emri uygulamak düştü. Asmayalım da besleyelim mi? Askeri Yargıtay 3. Dairesi;nin, önce ;delillerin noksanlığı; nedeniyle esastan, ardından da, idamın müebbet hapse çevrilmesini gerektiren;TCK;nın 59;uncu maddesinin uygulanmaması; nedeniyle usulden bozmasına rağmen, Daireler Kurulu iki kararı da reddetti. Red kararlarıyla yargılamanın yeniden yapılmasının yolu kapatılırken, Eren;in avukatı Nihat Toktay, kararı, ;Yargıtay içinde bitirildi; diye değerlendirdi. Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, dünya çapında yürütülen ;İdamı engelleyelim-Erdal Eren idam edilemez; kampanyasına rağmen 13 Aralık 1980;de Ankara Merkez Cezaevi;nde infaz edilirken, faşist cuntanın başı Kenan Evren;in,;Asmayalım da besleyelim mi?; sözleri zihniyetlerini özetledi. Erdal Eren;in avukatı Nihat Toktay, Erdal;ın ;dönemin yükselen gençlik hareketinin intikamını almak; kastıyla idam edildiğini söyledi. Toktay yayımlanan bir söyleşisinde, 1994 yılında, Zekariya Önge;ye, iddia edildiği gibi arkasından değil karşısından ateş ettiğine ilişkin iki tanığın ortaya çıktığına, olayın geçtiği Hoşdere Caddesi;nde oturan Ruhat Canveren ile kuaförlük yapan Haydar Arzuman;ın gördüklerini ATV;de yayınlanmak üzere hazırlanan ;Son Celse; isimli bir programın;Erdal Eren Dosyası; bölümü için anlattıklarına dikkat çekti. Programda ayrıca, kararı bir kez esastan, bir kez de usulden bozan Askeri Yargıtay 3. Dairesi Üyesi ve emekli hakim Ahmet Turan;ın, idam kararının adli hata olduğunu itiraf ettiğini ve dosyada Erdal Eren;in eri öldürdüğüne dair yeterli delilin olmadığını söylediğini de aktaran Toktay, Turan;ın, ;Benim vicdani kanaatim bu delillerle idam kararı verilemeyeceğiydi. Arkadaşlarımı bu yönde ikna ederek kararı bozduk. Ancak başsavcılık itiraz etti, ikinci kez bozduk, en sonunda daireler kurulu idam kararını onadı. Yani sorumluluk onlara aittir; sözlerine dikkat çekti. Adli süreç işletilmedi Dava sürecinde, olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal;ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini, ancak yerine getirilmediğini belirten Toktay, ayrıca Erdal Eren;le birlikte olay yerinde yakalanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediği, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp;a gönderilmediğini de söyledi. Toktay;kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi; dedi.
Toktay, Erdal;ın üzerinde bulunduğu 3.5 metrelik yükseklik ile Önge;yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsisin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını, ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi. Aradan geçen onca zamana karşın devletin zihniyetinde bir değişiklik olmadığını, idamın ceza değil, siyasal iktidarın;intikamalmasının bir biçimi olduğunu vurgulayan Toktay, 0;İdam özünde insanlık suçudur. TCK;nın 450/1;inci maddesi;planlayarak adam öldürme;yle ilgilidir. Ama hiçbir;taammüden adam öldürme;, Erdal Eren olayında görüldüğü gibi, devlet kadar planlı yapılamaz. dedi. Erdal;ın idamının ardından, pankart asarak, idama tepkisini dile getirmek isteyen Ercan Koca, gözaltına alındı
. Ercan, iki gün boyunca gördüğü yoğun işkence sonucu yaşamını yitirdi.

★ Şiirler ve Yazılanlar

0 yorum

★ Resimler

0 yorum
Erdan Eren Resimleri